Fazla Kilolarınızla Vedalaşın
Bu günlerde birçok kişi aynı sorunla
mücadele ediyor:Fazla kilolar… Dünya
Sağlık Örgütü’nün verilerine göre
günümüzde toplu ve şişman insanlar,
dünyadaki aç insan sayısından daha
fazla. Bu sayının giderek artmasının sebebi ise
zamanla yaşam tarzımızda oluşan değişiklik…
Fazla kiloların yarattığı estetik kaygıdan öte
sağlığımızı bozması da muhtemel. Bel çevremizde
ve vücut ağırlığımızda oluşan her artış, şeker,
hipertansiyon ve kalp hastalıkları gibi kronik
hastalıkların görülme riskini arttırmaktadır.
Sağlıklı ve uzun bir yaşam ve formda bir beden
için artık fazla kilolarınızla vedalaşma vaktiniz
gelmedi mi?
FAZLA KİLOLAR NEDEN OLUŞUR?
Kilo almamızın temelde iki sebebi vardır.
Birincisi, ihtiyacımızdan çok enerji almak
(kısacası gereğinden fazla sayıda lokmalar)
ve ikincisi hareketsiz (gereğinden fazla tembellik)
bir hayattır. Bunların dışında bazı metabolik
veya endokrin bozukluklar ve bazı hastalıklar da
kilo almaya nedendir.
FAZLA KİLOLARA SAVAŞ AÇMANIN TAM ZAMANI…
Formda bir beden için başta kendinize bir amaç ve hedef belirlemelisiniz. Neden kilo vermek istiyorsunuz? Ne kadar zamanda ne kadar kiloya ulaşmak istiyorsunuz? Unutmayın ki, kendi isteğiniz olmadan çevre baskısı ile kilo vermeye çalışırsanız başarısızlık ihtimaliniz daha yüksek olacaktır. Bunun dışında amaç ve hedeflerinizin mantıklı olmasına dikkat edin. “10 günde 15 kilo vermek istiyorum” gibi amaçların gerçekçi olmadıklarını bilin. Çünkü kilo vermede temel amaç sağlığı korumak ve hedef sağlıklı kilo vermek olursa, kalıcı bir zayıflama sağlama ihtimaliniz çok daha yüksektir.
FAZLA KİLOLARLA SAVAŞMA STRATEJİLERİ
Zayıflamanın birden fazla yolu vardır. Fakat gerçekten işe yarayan ve sağlıklı kalmamızı sağlayan metotlar sınırlıdır. Sağlıklı zayıflama ve kalıcı sağlığın üç temel yolu olduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız. Bu üç metodu birlikte incelemeye ne dersiniz?
** Kişiye Özel Diyet: Diyetiniz kendinize özel olmalıdır. Başkaları için hazırlanmış diyetler, tek besinden oluşan diyetler ve ünlü diyetleri kilo vermenizi sağlayabilirler fakat fazla kilolarınızın size yeni arkadaşları ile dönmelerini sağlamak konusunda da çok başarılıdırlar. Bu nedenle vücudunuzun ihtiyaçlarına, beslenme alışkanlıklarınıza ve besin seçimlerinize uygun hazırlanmış olan “size özel” zayıflama diyetleri fazla kilolara açılan savaşta ilk destekçiniz olur.
Zayıflama diyetlerinde temel ilke, enerji alımını kısıtlamaktır. Diyetin enerjisi kısıtlanırken, sağlıklı beslenme ilkelerine uygun olması çok önemlidir. Bütün gün lahana çorbası içtiğinizde de enerji alımınızı kısıtlarsınız fakat bu tür bir beslenme tarzı sağlıklı beslenme ilkeleri ile örtüşmez. Zayıflama diyetinizin gerçekten sağlıklı olup olmadığını bilmek istiyorsanız, bütün besin gruplarından içerip içermediğini kontrol etmeniz yeterli olacaktır. Zayıflama diyetinde yer alması gereken besin grupları, süt, et, tahıl ürünleri, sebze, meyve ve yeterli miktarda yağdır. Fakat bu besin gruplarının içinde yer alan bazı besinlerin sınırlandırılması gerektiğini de unutmamak gereklidir.
Zayıflama diyetleri kadar önemli olan bir diğer konuda, ideal kilonuza ulaştığınızda uygulanması gereken kilo kontrolü programıdır. Kilo koruma programları, verdiğiniz kiloları geri almanızı önleyecek ve zayıflama diyetlerine nazaran daha esnek olan beslenme programlarını da içine alan bir programdır. Kilo verenlerin %45’inin tekrar kilo aldığı gerçeğini göz önünde bulundurursak, kilo koruma programlarının ne kadar gerekli olduğunu anlamamız daha kolay olacaktır.
Sadece zayıflamak için diyet yapmanın da, kilolarla tekrar buluşma ihtimalini çok yükselttiğini hatırlatmakta fayda var. Önemli olan sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanarak kilo vermek ve istenilen kiloya ulaştıktan sonra da kazanılan beslenme alışkanlıklarını sürdürmektir.
** FİZİKSEL AKTİVİTE
Fazla kiloların en büyük düşmanlarından biridir. Son zamanlarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak fiziksel aktivitemizin çok azalmış olması da kilo almanın temel nedenlerindendir.
Fiziksel aktivite ve egzersiz, günlük enerji kaybımızı arttırarak kilo vermemizi kolaylaştırır. Bunun yanı sıra egzersizin vücut sağlığımız için olan önemi yadsınamaz bir gerçektir.
Günde yarım saat yapılacak hızlı tempolu yürüyüşler kilo vermemizde büyük destekçidir. Fakat vitrin yürüyüşü yapmamaya dikkat etmelisiniz. Ağır adımlarla değil hızlı tempoda yapılan yürüyüş, kilo kaybetme konusunda yardımcıdır.
Düzenli egzersiz yapmak önemlidir fakat bu konuda da dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Çok ağır düzeyde ve uzun saatler süren egzersiz veya spor faaliyetleri ile daha hızlı kilo vermek mümkündür. Önemli olansa ömür boyu sürdürebileceğimiz bir spor faaliyeti benimsemektir. Genelde tatillerde gidilen spor merkezlerinde gün boyunca yapılan sporun etkisi ile verilen kiloların, tatil bittiğinde hızla vücuda geri döndüğünü veya uzun yıllar spor yapan birinin sporu bıraktığında hızla kilo aldığını görürüz. Bunun nedeni, vücudun oluşturduğu enerji dengesinin bozulmasıdır. Verdiğiniz kilolarla tekrar karşılaşmak istemiyorsanız sürekli sürdürebileceğiniz bir aktivite türü seçmenizde fayda vardır.
Günümüzde sağlığı korumak için önerilen egzersiz süresi günde yarım saat veya haftada üç defa 45 dakikadır. Bunların yanı sıra yapılan bir diğer öneride, günde 10.000 adım atmaktır. Bu önerilerde, kilo vermenizi sağlayacağı gibi uzun dönemde de sağlığınızı korumakta size yarar sağlar.
Bunların yanı sıra yaşam tarzınızda yapacağınız bazı değişiklikler de günlük fiziksel aktivite düzeyinizi arttıracaktır. Asansör veya yürüyen merdivenler yerine merdivenleri kullanmanız, yakın mesafelerde taşıt kullanmamanız ve ev işleri yaparken biraz daha hareketinizi arttırmanız bile günlük enerji harcamanızı arttırır.
** YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ
Zayıflamanın ve ideal kilonuzu korumanın ömür boyu garantisini sağlar. Yaşam tarzı değişikliğinde, beslenme ve fiziksel aktivite ile ilgili yaptığınız yanlış uygulamaların yenisi ve doğrusu ile değiştirilmesi temel alınır. Doğru alışkanlıkları kazanmanız ile ömür boyu ideal kilonuzda kalmanız ve sağlıklı ve mutlu olmanız imkânsız değildir. Sağlıklı günler ve mutlu seyahatler dilerim…
Sizi zayıflatacak 30 şey
Hepimiz kilo vermek, daha zayıf olmak, mağazalarda gördüğümüz küçük bedenlere sığabilmek istiyoruz. Öte yandan diyet ve egzersiz yapma fikri de gayet zorlayıcı ve can sıkıcı. Oysa bir yerden başlamak gerekiyor. Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, işte size fazla kalorilerden kurtulmanın 30 yolu...
1. Atıştırmalık bir şeylere el atacağınıza, su için. Su, açlığı bastırmak açısından en ucuz ve en güvenli seçenektir.
2. Dolapları abur cuburla doldurmayın. Böylece hem paradan tasarruf etmiş, hem de bunların çekiciliğine kapılıp yemeye başlamamış olursunuz. Zaten bu tür besinleri azalttıkça, abur cubur yemeye olan düşkünlüğünüz de azalacaktır.
3. Sizi motive edecek bir şeyler yapın. Bunlar içinde en bilinen ve en ucuz olanı, çok beğendiğiniz ama içine giremediğiniz bir elbisenin fotoğrafını sıkça göreceğiniz bir yerlere asın. Daha cesur olanlar göbek piercingini düşünebilirler.
4. Bol bol baharat kullanın. Zencefil, arnavutbiberi, kırmızı pul biber hem yemeklerinize lezet katar, hem de metabolizmanızı hızlandırır.
5. Kilo vermek için uyuyun. Şikago Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre, kadınların metabolizmaları, yeterli miktarda uyuduklarından yüzde 40 oranında hızlanıyor.
6. Alışveriş yaparken akıllı olun. Markete giderken mutlaka bir liste yapın ki, ne alacağınızı tam olarak bilin ve aniden orada görünce aklınıza gelen şeylri almamış olun.
7. Bu işi bilenlere kulak verin. Kısa zamanda forma girmek için mankenlerin metodunu deneyin: Alkol, ekmek ve karmaşık karbonhidratları kesin ya da azaltın.
8. Gece atıştırmasını bırakın. Yapılan araştırmalar, karanlık odaların ve karanlığın yeme arzusunu artırdığını gösteriyor. Yatma saatinizi bir saat önceye alın ve daha parlak ampulleri tercih edin.
9. Asla kahvaltıyı atlamayın. Hem size güne hazırlar, hem de öğlene kadar aşırı acıkmanızı engellemiş olur.
10. Atıştırın ama doğru bir şekilde. Sert bir şeker yaklaşık 20 kaloridir ve ağızda erimesi de yaklaşık 20 dakikayı bulabilir. Öte yandan 400 kalorilik bir külah dondurmayı tüketmek 10 dakikadan fazla zaman almaz. Şu seçenekleri de deneyebilirsiniz: McDonald's'ın külah dondurması, Mavi-Yeşil, Otacı ve Eti'nin diyet bisküvileri, meyvalı yoğurt.. vs gibi.
11. Kendinizi yemeklere saldıracak gibi hissettiğinizde, kendinizi iyi hissettirecek bir müzik koyun. Araştırmacılar, bunun beyindeki, sevdiğiniz yiyeceklerin uyardığı ve mutluluk duygusu yaratan merkezi aynen uyardığını bulmuşlar.
12. Asla ayaküstü atıştırmayın, masada yiyin.
13. Yeşil çay için. İsviçre Üniversitesi'nin yaptığı bir çalışmaya göre, yeşil çay vücudun yaktığı kalori miktarını artırıyor. Günde 3 fincan içmeye çalışın.
14. Yediklerinize konsantre olun. Televizyon seyrederken, kitap okurken, çalışırken, ya da bilgisayarda e-postalarınıza cevap verirken göz önünde yiyecek bulundurmayın.
15. Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakikanızı dışarda yürüyerek, ya da güneşli bir yerde oturarak geçirin. Gün ışığı atıştırma krizlerini kontrol etmede yardımcı olur.
16. Alışverişe gittiğinizde, sağlıklı bir şeyler yemeye çalışın. Limonlu salata yiyebilirsiniz. Bu tarz şeyler yoksa, çocuk menüsü alın. Yoğurt da iyi bir seçenek olabilir.
17. Diş macununu yabana atmayın. Tadı hoşunuza en çok giden diş fırçasıyla dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Bu bir şey yememenize, ya da abur cubur arzusunu öldürmeye yarayabilir.
18. Porsiyonlara dikkat edin. Yavaş yiyin ve doyduğunuzu hissedin, asla fazlasını yemeyin. Tabağınızda yemek bırakmaktan korkmayın.
19. Kötü yeme alışkanlıklarınızdan birinden kurtulun. Örneğin televizyon önünde yiyorsanız, mutfak masasını tercih etmeye başlamanın tam sırası.
20. Kendinize çok sert davranmayın. Eğer kilonuza ve enerji seviyenize oranla çok düşük kalorili bir diyet uygulamaya çalışıyorsanız, vücudunuz kıtlık krizine girdiğini düşündüğünden metabolizmanız yavaşlar ve vücut kilo tutmaya başlar. Asla günde 1200 kalorinin altına düşmeyin ve hafta 1 kilodan fazla vermeyi hedeflemeyin.
21. Asansör yerine merdivenleri kullanın.
22. Arabada dans edin. Kulağa salakça geliyor ama, trafikte takıldığınızda karın kaslarınızı çalıştırabilirsiniz. Göğüs kafesinize odaklanıp bel ve karın bölgenizi çevirin. Bir süre sonra belinizin inceldiğini, karın kaslarınızın sıkılaştığını ve sırtınızın alt kısmının rahatladığını göreceksiniz.
23. Atlamak için ip alın. İp atlamak harika bir egzersizdir. Hem kalbi çalıştırır, hem de vücuttaki tüm kas gruplarını.
24. Poponuzu çalıştıtın. Arabadayken, ya da kuyruk beklerken, 15 saniyelik aralarla pop kaslarınızı sıkıp bırakın. Nefes alırken kasları sıkın ve verirken de bırakın. Bu poponuzu sıkılaştırır.
25. Şapşal görünmeyi göze alın. Spor salonuna gidemiyorsanız, ayağınıza bir çift çorap geçirip evde paten kayıyormuş gibi kayarak ilerleyin. 10 dakikada 150 kalori yakacaksınız.
26. Dambıl edinip, ağırlık çalışabilirsiniz. Unutmayın kas kütlenizin artması demek, metabolizmanızın hızlanması ve incelmeniz demektir.
27. Merdiven çıkarken, basmakları ikişer ikişer çıkın. Bu, bacaklarınızı ve poponuzu daha çok çalıştırmaya yarar. Ayrıca bu endorfinleri harekete geçirdiğinden kendinizi mutlu hissedeceksiniz.
28. Bahçeniz varsa bahçede çalışın. Yoksa evi temizleyin. İşin ucunda kalori yakmak var!
29. Egzersiz video ya da dvd'leri alın.
30. Seksi azımsamayın. Hem iyi bir kardiyovasküler egzersiz, hem de kalori yakmada etkili bir yöntemdir!
Aerobik Egzersiz gençleştirir.
Düzenli aerobik egzersiz alışkanlığı genç ve genç yaşlanmanın garantisi gibidir. Yaşlılık; hastalıkların ve hızlı yaşlanmayı tetikleyen pek çok sağlık sorununun çözümünde düzenli egzersiz alışkanlığı her kapıyı açan sihirli bir anahtar gibidir. Egzersizin bu 'master key' etkisi özellikle damarlarınız üzerinde yoğunlaşır. Hipertansiyonu ve şeker hastalığını önleyip faydalı HDL kolesterolü artıran, zararlı LDL kolesterolü düşürüp daha iyi uykuyu ve daha az stresi garanti eden, pozitif bakışın ve iyilik hissinin mucize ilacı egzersiz bütün bu etkileriyle sağlıklı ve genç damarların güvenli bekçisidir. Ilımlı düzeyde ve düzenli yapılan aerobik egzersizler, HDL kolesterol düzeyini yüzde 5-15 artırır. Orta düzeyde egzersiz yapıldığında, yükselen zararlı kolesterol seviyeleriniz de (LDL kolesterol) azalma eğilimi gösterir.. Haftada 3-4 kez 30-35 dakikalık bir egzersizle bu etkiyi sağlayabilirsiniz. Aerobik egzersizler kan basıncınızın kontrolünü kolaylaştırıp hipertansiyonla mücadelede de önemli yararlar sağlar. Egzersizin kalp hastalığı riskini düşürmesİnın başlıca nedeni, kolesterol seviyenizi kontrol altında tutmasıdır.
Sayısız yararı var
-Kilo vermenize yardımcı olur, tekrar almanızı engeller
-Vücudunuzu şekle sokar
-Kaliteli bir uyku sağlar, stresi azaltır
-Soğuk alğınlığına yakalanma riskinizi azaltır
-Enerjik olmanıza yardım eder
-Prostat, meme ve kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etki sağlar
-Sırt ağrılarınızın azalmasına yardımcı olur
-Kan basıncınızı düşürür
-Şeker hastalığı riskinizi azaltır
-Kendinize olan güveni pekiştirir
-Belleğinizi güçlendirir, baş ağrılarınızı azaltır
-Koroner kalp hastalıklarından korunmanızı sağlar
-Menopoz belirtilerini azaltır
-İş performansınızı geliştirir, görüş açınızı değiştirir
-Felç geçirme riskinizi azaltır
-İyilik hissini destekler, güven sağlar
-Aileniz ile daha fazla vakit geçirmenize yardım eder
-Kolesterolünüzü düşürür
-Yaratıcılığınızı geliştirir, grup çalışmasını destekler
-Depresyonu engeller.
-Kendinizi daha genç hissetmenizi sağlar
-Vücudunuzu daha yakından tanımanızı sağlar
-Nefes alışlarınızı düzenler, astım belirtilerini azaltır
-Varis oluşumuna karşı koruyucudur
-Kemiklerinizi güçlendirir, kemik kırılganlığını önler
-Kanınızı inceltir, pıhtılaşma sorununu azaltır
-Daha kolay doğum yapmanızı sağlar
-Sigarayı daha kolay bırakabilirsiniz
-Safa kesesi hastalıklarından korur
-Artirit ağrılarınızı engeller
-Son olarak; hayattan aldığınız keyfi ve
mutluluğu çoğaltır.
Mineraller
Doğanın mükemmel bir parçası olan insan vücudu kimyasal dengesini kendi içinde ve olağanüstü bir düzende sürdürür. Bu denge, vücutta farklı minerallerin düzeylerine ve bu minerallerin diğerine oranına dayanır.
Vücutta her bir mineralin önemli pek çok görevi ve diğeri üzerine etkisi var. Birinin dengesi bozulursa diğerlerinin seviyesi de etkilenir. Bu dengesizlik süratle düzeltilemezse hastalığa kadar giden zincirleme pek çok reaksiyon başlar.
Mineraller vücut sıvılanmzın, kan ve kemikIerinizin oluşumunda, sağlıklı sinir fonksiyonlarımızın devamı, kalp-damar sistemi kaslarımız da dahil olmak üzere kas gücünüzün düzenlenmesinde görev alan çok önemli yapı taşlarıdır. Vitaminler gibi mineraller de vücut fonksiyonlarının ve biyokimyasal reaksiyonların pek çoğunu kolaylaştıran yardımcı elementlerdir. Bedenimizin enerji üretimi, büyüme ve gelişme gibi çok önemli fonksiyonlarında görev alırlar. Ancak mineraller, vitaminlerin aksine inorganik maddelerdir ve vücut tarafından metabolize edilemezler.
MİNERALLER NEDİR?
Mineraller doğal elementlerdir. Mineral tuzları taş ve kaya parçalarının yıpranması
ile milyonlarca yıl süren bir evrim içinde toz ve kum haline gelerek toprağa karışır, .
bitkilere geçer. Bu bitkilerle ve bun1arı yiyen hayvanlar aracılığıyla da bedeninize ulaşırlar.
İki ana gruba aynlırlar:
Vücudumuzda yüksek miktarda bulunan mineraller ve çok düşük miktarda etkili olanlar. Yüksek miktarda bulunanlar kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum ve fosfordur. Çok düşük miktarda etkili olanlar ise bor, bromür, bakır, germanyum, iyot, demir, manganez, molibden, selenyum, silikon, sülfür, vanadyum ve çinko gibi elementlerdir.
Mineraller en çok kemik ve kas dokusunda depolandığından, aşırı miktarlarda alınırlarsa mineral toksisitesi (zehirlenmesi-yüklenmesi) olabilir. Ancak bu nadir olarak
görülür. Sadece uzun süre ve çok fazla miktarlarda alınırsa toksik seviyeler meydana gelebilir.
ONLARI ÖNEMSEYİN
Bedeniniz hiçbir minerali üretemez. Bu nedenle onlan su ve besinlerle almak zorundasınız. Mineraller alınır alınmaz hücrelere ulaşır. Bazı mineraller depolanır, idrar ve terle kaybettiklerinizin yerine geçmek üzere rezerve edilir. Eğer mineralleri kaybettiğiniz hızla yerine koyamazsanız demir eksikliği kansızlığı veya kemik kırılganlığı artışı (osteoporoz) gibi hastalıklara yakalanma riskiniz artar. Mineraller vücuda girdikten sonra diğer minerallerle yarışmaya girerek birbirlerinin emilimini etkileyebilir. Etkileşim olmaması için daima dengeli miktarlarda almalısınız. Minerallerin emilimi posa tüketiminden de etkilenir, fazla posa minerallerin emilimlerini azaltır. Bu nedenle posa ve mineralleri farklı zamanlarda tüketmelisiniz.
Sağlıklı yaşam için gereken mineral miktarlanın tek başına besinlerle almanız imkansız değil ama güç olabilir .Mineral destekleri vücudunuzun gereksinimi olan tüm mineralleri almanıza yardımcı olur. Bunlar genellikle multimineral şeklindedir ama her bir minerali tek
başına formda da almanız daha doğrudur
DEMİR KAN YAPICIDIR
Kanda en yüksek miktarlarda bulunan mineraldir. Büyüme, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin
devamı ve enerji üretimi için önemlidir. Demir yetersizliği, çoğunlukla alımındaki
eksiklikle ilişkilidir. Ayrıca herhangi bir rahatsızlıktan dolayı bağırsaklarınızda kanama varsa, periyotlarınız çok fazla kan kaybıyla geçiyorsa, yetersiz ve dengesiz demir alıyorsunuz demektir. Fosfordan zengin bir diyet tüketiyorsanız, uzun süredir anti-asit kullanıyorsanız, aşın çay ve kahve içiyorsanız demir eksikliği olabilir. Yoğun egzersiz de vücut demirini azaltır. Demir eksikliğinde kansızlık, saç kınlması ve dökülmesi, tırnaklann kaşık şeklini alması, yutma güçlüğü, sindirim bozuklukları, yorgunluk, sinirlilik, sersemlik hissi, şişmanlık, zihinsel işlevlerde zayıflama olur. Demir vücutta depolandığından, aşırı almak problem yaratabilir.
Demir yumurta, balık, et, karaciğer, yeşil yapraklı sebzeler ve hububatlarda bulunur. Aynca badem, bira mayası, böbrek, mercimek, avokado, anmut, şeftali, balkabağı, soya fasulyesi, pirinç, kuru üzüm, kuru erik gibi gıdalar da demirden zengindir. Bitkilerden papatya, rezene, çemen otu, meyan kökü, ısırgan otu, yulaf sapı, maydanoz, nane, kuşburnu ve buğday zengin demir kaynaklarıdır. Enfeksiyonu olanlar destek olarak demir almamalıdır, çünkü fazladan demir alımı vücutta bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırır. Demir içeren multivitamin-multimineral ürünleri rasgele kullanmanız çok tehlikelidir. Ek demir desteğini mutlaka doktor tavsiyesiyle almalısınız.
 Şişmanlık; vücut ağırlığının istenilenden fazla olmasıdır.Vücut ağırlığını, gıdalarla alınan enerji ile harcanan enerjinin birbirine eşit olmasıyla dengede tutabiliriz. Eğer alınan enerji harcanan enerjiden fazla ise vücutta fazla miktarda yağ depolanır ve bu da şişmanlığa neden olur.
Şişmanlığa; çok yemek yeme, fiziksel aktivitenin az olması, psikolojik bozukluklar, metabolik ve hormonel bozukluklar sebep olabilir. Bunlar arasındaki en büyük etmen de çok fazla yemek yemektir. Zayıflamak için kişinin harcadığı enerjinin, aldığı enerjiden daha çok olmasına dikkat etmeli ve fiziksel aktivitesini artırmalıdır.
Bireyin zayıflamaya karar verdikten sonra bazı kurallara dikkat etmesi gerekmektedir;
· İlk etapta birey, diyette başarılı olmak istiyorsa beyin olarak diyete hazır olup olmadığını düşünmesi gerekir. Eğer kişi buna hazır değilse diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa uğrayacaktır. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecektir.
· Bireyin hedeflerini, yani kaç kilo vereceğini ve bu kiloyu ne kadar sürede verebileceğinin belirlenmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalı, bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedeflere ulaşabilir. Fakat daha sonra koruma safhasına geçildiğinde başarılı olunamaz. Hatta birey diyet yapmaya başladığı kilonun da üzerine çıkabilir.
· Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına,cinsiyetine, iş koşullarına, bazal metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programı belirlenmelidir. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete vereceği cevap da farklı olacaktır. Kimi sağlıklı bir şekilde kilo verirken diğer bir kişi hiç kilo veremediği gibi metabolizmasına uygun olmadığı için birçok, geri dönüşü zor sağlık problemleri ile karşılaşabilir.
· Diyette öğünler, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli, öğün atlanılmamalıdır. Genelde diyet yapan bireyler tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmalarını zayıflatırlar ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketirler, buna paralel olarak hızlı bir şekilde kilo alırlar. Akşam yemekleri en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yenilmelidir.
· Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önem verilmeli.
· Diyet içersinde, her besin grubunda bulunan besinler dengeli bir şekilde dağıtılmak koşulu ile bulunmalıdır. Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlamakta fakat başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır.
· Diyet sırasında en az 2 – 2,5 litre su içilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise, bu miktarın üzerinde içilen su böbrekleri gereksiz yere çalıştıracaktır. Sular yemeklerden önce içilmeli yemek arası veya yemekten hemen sonra içilmemelidir.
· Diyet sırasında koşullar el verdiği sürece spor yapmalıyız. Ne yazık ki günümüz şartlarında spora pek vaktimiz kalmıyor. Bu nedenle günlük hayatta mümkün olduğunca hareketli olalım. Mesela yürüyen merdivenler ve asansörler yerine merdivenleri, çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih edelim. Genelde beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken, kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein kaybı da söz konusudur.
· Yine aynı şekilde sabahları aç karnına içilen sıcak su veya limonlu su gibi içeceklerinde vücuttaki yağları erittiği düşülür. Bunların vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur ama aç karnına içilen bu içecekler bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırır.
· Meyve ve sebzelere diyette çok daha fazla önem verilmelidir. Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda posa içeriği yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kişide kabızlık problemi varsa onun tedavisine yardımcı olurken bir çok sağlık probleminin de tedavisine yardımcı olacaktır.
· Kepekli ekmek, meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir besindir. Beyaz ekmek yerine tercih edilmesi birçok avantaj doğurur. Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde, midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri daha düşüktür.
· Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar, baklavalar... vb. ) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.
· Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemdir. Genelde kilonun korunması gereken bu dönemde, diyete başlamadan önceki, şişmanlamaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu dönemde de benimsenmesidir. Bu beslenme alışkanlıklarını benimsenmesinin yanında bazı davranış değişiklikleri de yapmak gerekir. Örneğin;
· Alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış veriş yapmak,
· Tabağı çok doldurmamak,
· Yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa başında vakit geçirmemek,
· Fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık verilmemek, gibi örnekleri geniş tutmak mümkündür. |
| Hipertansiyonlular a Dash Diyeti |
|
Doğru besinleri doğru miktarlarda tüketerek yüksek tansiyonunuzu dengeleyebilirsiniz. Her besin vücudumuz için gerekli olan birbirinden farklı unsurları içerir. Eğer doğru besinler seçilir ve doğru miktarlarda tüketilirse, vücudun ihtiyacı olan besin öğeleri sağlandığı gibi bazı sağlık sorunlarının çözümüne de yardımcı olunabilir: Doğru beslenerek tansiyonunuzu da düşürebilirsiniz.
Son 5 yıldır ABD'de yaygın şekilde uygulanan ve yetkili sağlık kurumu NIH tarafından da onaylanan ‘‘hipertansiyon tedavisine diyetsel yaklaşım’’ örneği bir beslenme biçimi ile (DASH-Dietary Approach to Stop Hypertension) kan basıncını düşürmede başarılı olunabileceği anlaşılmaktadır. Bu diyet yüksek tansiyon sorunu olanda ilaç tedavisinin yanında, beslenmeyle de kan basıncının dengede tutulabileceğinin kanıtıdır.
DASH diyetinin temel yaklaşımı yağı azaltılmış, sebze ve meyve içeriği bol, süt ürünleri sınırlı bir beslenme alışkanlığıdır. Bu diyetle yüksek kan basıncı; kilo kaybı, tuz ve alkol sınırlaması gibi faktörlerden bağımsız olarak düşmektedir. Bu diyet (posa) lif, potasyum, kalsiyum ve magnezyum yönünden zengindir. Orta düzeyde protein ihtiva eder.
KOLESTEROLÜ DE AZALTIYOR
DASH diyeti sadece kan basıncını değil kolesterolü de düşürmektedir. American Journal Clinical of Nutrional dergisinde yayınlanan bir çalışmada DASH diyeti ile LDL'nin (kötü kolesterol) yüzde 10 civarında düşebileceği gösterilmiştir. Birçok gözlem DASH diyetini uygulayanlarda kan basıncı ile birlikte kolesterolün de düştüğünü göstermektedir. Özellikle ailesinde hipertansiyon sorunu olan hipertansiyon adayı kişilerde kilo kontrolü ve fiziksel aktivite arttırımı yapılmasa bile düzenli tuz kısıtlaması ve DASH diyeti tatbiki kan basıncı ve LDL kolesterol yüksekliği ile etkin bir mücadele sağlayabilmektedir. Tuz kısıtlaması ile ifade edilmek istenen günlük sodyum alımının 1500 gram ve altında tutulmasıdır. DASH diyeti uygularken alkol kullanmamalı, en çok 1-2 bardak kırmızı şarapla sınırlamalısınız.
DASH diyeti ile günde ortalama 2000 kalori alınmaktadır. Kalori ihtiyacı daha fazla veya daha az ise porsiyonlar arttırılıp azaltılabilir. Kan basıncı yüksekliği ile birlikte kilo kaybı arzulanıyorsa porsiyonların büyüklüğü ayarlanarak günlük kalori alımı 1400-1500 kalori civarında tutulabilir. DASH diyeti ve tuz kısıtlaması ile birlikte eğer düzenli egzersiz programı da uygulanabilirse kilo kaybı ve kan basıncı kontrolü daha da kolaylaşacaktır.
HATIRLAYIN
İlaç almadan da kan basıncınızı düşürebilirsiniz
Kilo verin.
Daha çok egzersiz yapın.
Alkol tüketiminizi azaltın.
Tuzu sınırlayın.
Potasyumu arttırın.
Stres düzeyinizi düşürün.
Sigarayı bırakın.
Daha çok balık yiyin.
HİPERTANSİYON DESTEKLERİNDEN FAYDALANIN
Sarmısak (Garlic)
Coenyzme Q-10
Calcium-Magnesium
Hawthorn
Fish oil
HİPERTANSİYONDAN KORKMAYIN
Unutmamalısınız! Kan basıncı yüksekliği sağlıklı yaşamı tehdit eden en önemli sorunlardan biridir. Herhangi bir belirti vermeden kalbinizde, böbreklerinizde, gözlerinizde ve beyninizde ciddi hasarlara, geri dönüşü olmayan zararlara sebep olabilir. Yüksek kan basıncına bağlı belirtiler ortaya çıktığında (kalp yetmezliği, felçler, göz kanamaları, böbrek yetmezliği) çoktan iş işten geçmiş olabilir. Bu nedenle kan basıncınızı dikkatle izleyiniz. Doktorunuzun uyarılarını mutlaka dikkate alınız. Hipertansiyon kontrol edilebilen bir hastalıktır.
ÖRNEK DASH DİYETİ
SABAH KAHVALTISI
1 çay bardağı portakal suyu
1 su bardağı yağsız süt ile 1 çorba kaşığı kahvaltı gevreği
1 orta boy muz
Serbest miktarda çiğ sebze (domates, salatalık, yeşil biber vb. 1 çay kaşığı zeytinyağı konabilir)
1 ince dilim kepek ekmeği (1 tatlı kaşığı reçelli)
ÖĞLE YEMEĞİ
Tavuklu salata (tavuğun göğüs etinden yapılmış olmalı)
Çiğ sebze (3-4 çubuk havuç ve kereviz, 2 adet turp, marul)
1 su bardağı yağsız yoğurt
1 dilim kepek ekmeği
1 orta boy elma
AKŞAM YEMEĞİ
1 adet büyük boy ızgara balık
4 yemek kaşığı esmer pirinçten yapılmış pilav veya entegre makarna
Haşlanmış brokoli ve domates
Ispanak veya semizotu salatası (1 tatlı kaşığı zeytinyağı, domates, salatalık, yeşil soğan, yeşil biber ilavesiyle)
1 dilim kepek ekmeği
2 parmak kalınlığında 1 dilim kavun
ARALAR
1 meyve veya 4 adet kuru kayısı veya karışık tuzsuz kuruyemiş (1/2 su bardağı)
1 MEYVE NE OLABİLİR?
1 küçük boy elma
3 adet kayısı
1 orta boy muz
1/2 orta boy greyfurt veya 1 orta boy portakal
14 adet vişne
1 büyük boy mandalina
15 iri üzüm
12 adet çilek
5 adet erik
1 orta boy armut
1/8 orta boy kavun veya karpuz
DASH diyeti yaparken nelere dikkat edeceksiniz?
Salatada tuz yasak, sirke ve limon serbesttir. 1 çay kaşığı zeytinyağı eklenebilir. Tavuk derisiz ve beyaz etinden olmalıdır.
Yemeğinizi küçük lokmalar halinde yiyin.
Pilav, sebze gibi karbonhidratları ana yemeğinizle aynı tabağa koyun.
Eti tek parça halinde tabağınıza koyun.
Aralarda veya tatlı yapımında kullanmak için meyveleri veya düşük yağlı, düşük kalorili besinleri tercih edin (şekersiz jelatin gibi).
|
DİYET HATALARI

Şişmanlık; vücut ağırlığının istenilenden fazla olmasıdır.Vücut ağırlığını, gıdalarla alınan enerji ile harcanan enerjinin birbirine eşit olmasıyla dengede tutabiliriz. Eğer alınan enerji harcanan enerjiden fazla ise vücutta fazla miktarda yağ depolanır ve bu da şişmanlığa neden olur.
Şişmanlığa; çok yemek yeme, fiziksel aktivitenin az olması, psikolojik bozukluklar, metabolik ve hormonel bozukluklar sebep olabilir. Bunlar arasındaki en büyük etmen de çok fazla yemek yemektir. Zayıflamak için kişinin harcadığı enerjinin, aldığı enerjiden daha çok olmasına dikkat etmeli ve fiziksel aktivitesini artırmalıdır.
Bireyin zayıflamaya karar verdikten sonra bazı kurallara dikkat etmesi gerekmektedir;
· İlk etapta birey, diyette başarılı olmak istiyorsa beyin olarak diyete hazır olup olmadığını düşünmesi gerekir. Eğer kişi buna hazır değilse diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa uğrayacaktır. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecektir.
· Bireyin hedeflerini, yani kaç kilo vereceğini ve bu kiloyu ne kadar sürede verebileceğinin belirlenmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalı, bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedeflere ulaşabilir. Fakat daha sonra koruma safhasına geçildiğinde başarılı olunamaz. Hatta birey diyet yapmaya başladığı kilonun da üzerine çıkabilir.
· Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına,cinsiyetine, iş koşullarına, bazal metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programı belirlenmelidir. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete vereceği cevap da farklı olacaktır. Kimi sağlıklı bir şekilde kilo verirken diğer bir kişi hiç kilo veremediği gibi metabolizmasına uygun olmadığı için birçok, geri dönüşü zor sağlık problemleri ile karşılaşabilir.
· Diyette öğünler, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli, öğün atlanılmamalıdır. Genelde diyet yapan bireyler tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmalarını zayıflatırlar ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketirler, buna paralel olarak hızlı bir şekilde kilo alırlar. Akşam yemekleri en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yenilmelidir.
· Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önem verilmeli.
· Diyet içersinde, her besin grubunda bulunan besinler dengeli bir şekilde dağıtılmak koşulu ile bulunmalıdır. Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlamakta fakat başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır.
· Diyet sırasında en az 2 – 2,5 litre su içilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise, bu miktarın üzerinde içilen su böbrekleri gereksiz yere çalıştıracaktır. Sular yemeklerden önce içilmeli yemek arası veya yemekten hemen sonra içilmemelidir.
· Diyet sırasında koşullar el verdiği sürece spor yapmalıyız. Ne yazık ki günümüz şartlarında spora pek vaktimiz kalmıyor. Bu nedenle günlük hayatta mümkün olduğunca hareketli olalım. Mesela yürüyen merdivenler ve asansörler yerine merdivenleri, çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih edelim. Genelde beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken, kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein kaybı da söz konusudur.
· Yine aynı şekilde sabahları aç karnına içilen sıcak su veya limonlu su gibi içeceklerinde vücuttaki yağları erittiği düşülür. Bunların vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur ama aç karnına içilen bu içecekler bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırır.
· Meyve ve sebzelere diyette çok daha fazla önem verilmelidir. Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda posa içeriği yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kişide kabızlık problemi varsa onun tedavisine yardımcı olurken bir çok sağlık probleminin de tedavisine yardımcı olacaktır.
· Kepekli ekmek, meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir besindir. Beyaz ekmek yerine tercih edilmesi birçok avantaj doğurur. Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde, midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri daha düşüktür.
· Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar, baklavalar... vb. ) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.
· Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemdir. Genelde kilonun korunması gereken bu dönemde, diyete başlamadan önceki, şişmanlamaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu dönemde de benimsenmesidir. Bu beslenme alışkanlıklarını benimsenmesinin yanında bazı davranış değişiklikleri de yapmak gerekir.
Örneğin;
· Alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış veriş yapmak,
· Tabağı çok doldurmamak,
· Yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa başında vakit geçirmemek,
· Fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık verilmemek, gibi örnekleri geniş tutmak mümkündür.
Diyet Bıraktıran Bahaneler
Siz de her pazartesi diyete başlamaya karar verip, ertesi gün vazgeçenlerden misiniz? Yanıtınızı biz zaten biliyoruz! Hangimiz zayıflama maceramızda ümitsizliğe kapılıp, diyeti bırakmak için çeşitli bahaneler aramadık ki? Ama artık bahanelere son! Doğum sonrası kiloları verebilmeniz için bütün bahanelerinize bir yanıt bulduk!
Diyete karar vermek ve bunu sürdürmek çoğumuz için hem sıkıcı, hem de zor bir süreç. Özellikle arkadaşlarla çıkılan yemekler, birbiri ardına gelen davetler, lezzetli yiyecekler diyete başladığımızda bizlerin en büyük düşmanı oluyor. Kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız bu durumu inandırıcı kılmak için ``Az yesem bile kilo alıyorum'''' , ``Su içsem yarıyor'''' gibi bahaneler uyduruyoruz. Oysa bunların hiçbiri doğru değil, çünkü kararlı ve inançlı olunduğunda kilo veremememiz için hiçbir sebep yok... İşte bahaneler ve yanıtları...
“Çok az yiyorum, yine de kilo veremiyorum!”
Çok az yediğiniz halde kilo veremediğinizi düşünüyorsunuz. Peki şimdiye kadar hiç yediğiniz yiyeceklerin listesini tuttunuz mu? Bir gün boyunca yediklerinizin listesini tutsanız, düşündüğünüzden çok daha fazla yediğinizi göreceksiniz. Belki de çok fazla abur cubur yiyorsunuz ve bunları normal yiyeceklerden saymadığınız için az yediğinizi düşünüyorsunuz. Unutmayın, kalorisi düşük yiyeceklerle beslenir ve hareketli bir yaşam sürerseniz, istediğiniz ölçülere kolaylıkla kavuşmanız mümkün.
“Sevdiğim yiyeceklerden vazgeçmek istemiyorum!”
Diyet yaparken sevdiğiniz yiyeceklerden vazgeçmenize gerek yok. Çikolata, patates cipsi ve dondurmadan vazgeçemem diyorsanız, bu yiyeceklerden az miktarda ve çok sık olmamak kaydıyla yiyebilirsiniz. Tabii bir an için kendinizi kaybedip, diyetten hemen vazgeçmeniz riskini de göz önünde bulundurmanız gerektiğini de unutmayın.
“Daha önce pek çok kez denedim ama başarılı olamadım!”
Diyet yapmayı daha önce denemiş ve başarısızlığa uğramış olabilirsiniz. Fakat sakın vazgeçmeyin. Geçmiş deneyimlerinizden de ders alarak hatanızı fark etmeye çalışın. Örneğin; diyetiniz sırasında çok katı kurallar mı koydunuz? Kısa zamanda çok fazla kilo kaybetmek mi istediniz? Bir başkası istediği için mi diyete başladınız? Bütün bu soruların cevaplarını bulmaya çalışın. Bu kez daha önce yaptığınız hataları yapmayın. Daha gerçekçi olun, ne kadar sürede kaç kilo verebileceğinizi iyi hesaplayın. Ve mükemmel olmasanız da en azından elinizden geleni yapabileceğinizi düşünün.
Diyet yiyecekleri çok pahalı
Diyet bisküvileri, kekleri, çikolataları gerçekten de pahalıdır. Fakat siz bunların yerine kolaylıkla satın alabileceğiniz ve en az diğerleri kadar etkili olan sebze, meyve, pirinç, yoğurt ve beyaz eti deneyebilirsiniz. Böylece kendi diyet yemeklerinizi kendiniz yaratabilirsiniz. Sonuçta hem paranız cebinizde kalır, hem de diyetiniz yarım kalmamış olur.
Sigarayı yeni bıraktım, bir de diyet yapamam
İster inanın, ister inanmayın sigarayı bırakma dönemleri yeme alışkanlıklarını değiştirmek için en uygun zaman. Bunu başarabilmeniz için olumlu düşünmeniz, kendinizi meşgul etmeniz ve planlı olmanız yeterli olacak. Acıktığınızı hissettiğinizde hemen bir elma ya da başka bir meyve yiyin. Bir yandan sigarayı bırakırken diğer yandan yeme alışkanlıklarınızı da değiştirebilir ve bu olumsuz dönemi kendiniz için olumlu bir hale çevirebilirsiniz.
Kilolarım ailemden geliyor, şişmanlık bizim genlerimizde var.
Şişmanlık bir yönüyle genlere bağlı olabilir. Ama bu durum sizin hiç kilo veremeyeceğinizi göstermez. Ailenizde kalıtsal olarak gelişen bir şişmanlık söz konusuysa bile, siz sağlıklı bir diyet programıyla ve düzenli egzersizlerle kilo verebilirsiniz. Sizin şanssızlığınız büyük olasılıkla bünyenizin küçük yaşınızdan beri size verilen geniş porsiyonlar, kızartmalar ve çikolatalara alışık olması. Ama doğru bir diyet programıyla bütün bunların üstesinden gelmeniz mümkün...
“Meyve ve sebzeden nefret ediyorum ve diyet yapmak için bunları yiyemem”
Rahat bir koltuğa oturun. Arkanıza yaslanın ve gözlerinizi kapayın. Kendinizi sahilde kumların üzerinde bir şezlongda farzedin. Önünüzde büyük geniş bir tabak ve içinde birbirinden lezzetli muhteşem görünüşlü tropikal meyveler... Dişlerinizi sulu bir kavuna geçirdiğinizi hayal edin. Hala meyvelerden nefret ediyor musunuz? Sadece belirli bir meyve ya da sebze seçmek zorunda da değilsiniz üstelik, diyet yaparken yiyebileceğiniz bir sürü meyve çeşidi var. Ayrıca her zaman taze meyve ve sebze yemenize de gerek yok. Bu besinleri, kimi zaman dondurulmuş, kurutulmuş olarak da yiyebilir ya da sularını içebilirsiniz. Meyveli yoğurtlar, meyve salataları da diyetiniz boyunca sizi bekliyor.